İçeriğe Atla Menüye Atla
logo
HEYSEMP 2018 Heyelan Sempozyumu - AFAD
 

Türkiye'nin Heyelan Tarihçesi

ÖZET

Ülkemiz, jeolojik, jeomorfolojik yapısı ve sahip olduğu iklimsel özellikleri nedeni ile büyük can ve mal kaybına yol açan afetlerle sık sık karşılaşmaktadır. 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun” kapsamında, 1950-2008 yılları arasında, yerleşim birimlerinde en çok meydana gelen afet olayı %45’lik oranla heyelanlardır. Heyelan olay sayılarını % 18’lik oranla hasar veren büyüklüğe sahip depremler, % 14’lük oranla sel, su baskınları izlemektedir. Afet olayları nedeniyle, zarar gören yapıların durumları incelendiğinde; depremlerin % 55, heyelanların ise % 21’lik bir paya sahip olduğu belirlenmiştir.
Türkiye’de heyelan gözlenen yerleşim birimleri, özellikle Doğu, Batı ve Orta Karadeniz Bölgesinde, aktif fay ve fay zonları boyunca yoğunlaşmaktadır. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya, heyelanların daha az görüldüğü bölgelerimizdir.[2] Ülkemizde, 1950-2008 yılları arasında, en çok heyelan olayı gözlenen iller; Trabzon (1123), Rize (1049), Kastamonu (613) ve Erzurum (573)’dur. En az heyelan olayı gözlenen iller ise, Kırklareli (3), Mardin (4) ve Şanlıurfa (6) olup, toplam olay sayısı ise, 13.494’dür.
AFAD verilerine göre, ülkemizde olmuş/muhtemel heyelan olaylarından etkilenen/etkilenebilecek durumdaki toplam yapı sayısı 59.345’dir. Trabzon (4106) yapı ile heyelanlardan en çok zarar görmüş ilimizdir. İlçeler bazında yapılan değerlendirmeler sonucu; 922 ilçenin (2008 yılı itibariyle) 679’unda, başka bir ifadeyle bütün ilçelerimizin % 73,6’sında heyelan olayları meydana gelmiştir. Bartın-Ulus (310), Trabzon-Maçka (238), Rize-Çayeli (213), Rize-Merkez (208) ve Karabük-Yenice (189) ilçeleri en fazla heyelan olayı gözlenen ilçelerdir. İlçelere göre heyelanlardan etkilenen yapı sayıları dikkate alındığında, en fazla heyelan zararına uğrayan ilçe; Karabük-Yenice’dir (1388). Heyelanlar nedeniyle en fazla hasar ve yıkıma uğrayan diğer ilçeler ise; Malatya-Hekimhan (1345), Bursa-İnegöl (1319), Muş-Merkez (1192) ve Bartın-Ulus (1160)’tur.
Genel bir değerlendirme yapılırsa, Türkiye’deki heyelanlı yerleşim birimlerinin mekânsal dağılımından elde edilmiş olan “Heyelan Noktasal Yoğunluk Haritası” incelendiğinde, özellikle “Türkiye İklim Sınıflandırması”, “Türkiye Diri Fay Haritası” ve “Türkiye Jeoloji Haritası” ile hazırlayıcı ve tetikleyici parametrelerle uyumlu olduğu ortaya çıkmaktadır.

 

1. GİRİŞ:
Ülkemizde, yapı ve kamu tesislerini etkileyen/etkileyebilecek durumdaki heyelan olaylarının incelenmesiyle ilgili çalışmalara, 1945 yılından itibaren başlanılmış, gerek Dr. E. LAHN gibi yabancı, gerekse Sezayi ALTAN gibi Türk Jeologlarca etüt raporları düzenlenmiştir. Bu tarihten sonra, 1953 yılında Sema BABAÇ ve 1954 yılında Rukiye ERTUĞRUL adlı jeologlarımızca da raporlar hazırlanmıştır.[2]

                                       

                                      Rukiye ERTUĞRUL  (1927-1998,Foto:JMO)                                                                  Sezayi ALTAN (Elmadağ-Karacahasan-1963)

1959 yılında kabul edilen, 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun” un yürürlüğe girmesiyle birlikte, afetlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi konusunda, İmar ve İskân Bakanlığı bünyesinde Daire Başkanlığı düzeyinde örgütlenmeye gidilmiş, 1965 yılında ise Afet İşleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 1983 yılında İmar ve İskân Bakanlığı ile Bayındırlık Bakanlığı birleştirilerek Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın kurulması üzerine Afet İşleri Genel Müdürlüğü bu bakanlığa bağlı hale gelmiştir.
Afetlerin jeolojik etütleri ve raporlanmasıyla ilgili yapılan çalışmalar; 17.12.2009 tarihine kadar, Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü teknik elemanları tarafından Merkez’den büyük bir özveriyle yapılmıştır. Bu tarihten sonra da Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve Valiliklerce (İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü) bu çalışmalar yürütülmektedir.

2. TÜRKİYE’DE AFETLERİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ:

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı arşivinde, afet olayları nedeniyle düzenlenen yaklaşık 30.000 adet jeolojik etüt (afet etüt) raporu ile yer seçimi protokolü bulunmakta olup, 1950-2008 yılları arasını kapsayan bu veriler, Afet Bilgi Envanteri Projesi (ABEP) kapsamında veri tabanına aktarılmıştır. Bu verilerin, afetin türüne, olay sayılarına ve etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı (konut ve işyeri) sayılarına göre dağılımlarına bakıldığında; yerleşim birimlerinde en çok meydana gelen afet olayı % 45’lik oranla heyelanlardır. Heyelan olay sayılarını % 18’lik oranla hasar yapan büyüklükteki depremler, % 14’lük oranla su baskınları izlemektedir. (Şekil 1) [3].

 

Şekil 1: Afet olaylarının; a) olay sayılarının, b) etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayılarının afet türlerine göre dağılım grafikleri. [3]


Ancak, yerleşim birimlerindeki yapı ve kamu tesisleri en çok %55’lik oranla depremlerden, %21’lik oranla heyelanlardan zarar görmüştür. (Tablo 1)

AFETİN TÜRÜ AFET OLAY SAYISI AFET OLAYLARINDAN ETKİLENEN/ETKİLENEBİLECEK DURUMDAKİ YAPI (KONUT ve İŞYERİ) SAYISI
HEYELAN 13.494 59.345
KAYA DÜŞMESİ 2.956 19.422
SU BASKINI 4.067 22.157
DEPREM 5.318* 158.241
DİĞER AFETLER 1.175 9.237
ÇIĞ 731 4.384
ÇOKLU AFETLER** 2.024 12.210

TOPLAM

 

29.807

 

284.996

Tablo 1: Afetin türüne göre, afet olay sayısı ve etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayılarının genel dağılımları.[3] (*Deprem olay sayısı, 1950’lerden bu yana meydana gelen deprem sayısı anlamına gelmemektedir. Depremlerde etkilenen ve gerektiğinde birden çok kez etüt edilen ve hasar tespit çalışması yapılan yerleşim birimleri sayısını belirtmektedir. **Çoklu afetler, bir yerleşim biriminde aynı anda meydana gelen birden fazla afet olayları anlamındadır.) 

 

3. TÜRKİYE’DE HEYELANLI YERLEŞİM BİRİMLERİ İLE HEYELAN ZARARLARININ GENEL DEĞERLENDİRMESİ:

Ülkemizde, özellikle son 20 yıl içinde, heyelan değerlendirmeleri konusunda gerek üniversitelerimiz, gerekse devlet kurumlarımızca yürütülen ve/veya sonuçlandırılmış çok sayıda proje, yayın vb. doküman bulunmaktadır. Yapılacak değerlendirme türü ne olursa olsun, heyelan envanter çalışmaları bu türdeki değerlendirmelere temel oluşturan en önemli girdi verisidir. Bu doğrultuda, MTA tarafından 1997 yılında Türkiye Heyelan Envanter Haritası Projesi başlatılmış olup; orta ölçekten, ulusal ölçeğe değişen düzeylerde sayısal heyelan envanter haritaları oluşturulmuştur. Bu veriler, ilgili kurumun Yerbilimleri Portalında (http://yerbilimleri.mta.gov.tr) kullanıcılara sunulmaktadır.

Şekil 2a: Türkiye Heyelan Envanteri Haritası MTA [5]

Ayrıca, Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından toplanmış olan heyelan envanter ve veri tabanları, AFAD tarafından derlenerek, sayısal hale getirilmiş ve değerlendirmelerde kullanılmak üzere kullanıma sokulmuştur. Bu tür çalışmalar halen devam etmekte olup, güncelleme çalışmaları tamamlanmak üzeredir.

Şekil 2b: Türkiye Heyelan Envanteri Haritası AFAD

1950-2008 yılları arasında, Türkiye’de heyelanlı yerleşim birimleri, özellikle Doğu, Batı ve Orta Karadeniz Bölgelerinde, Kuzey Anadolu Fayı (KAF), Doğu Anadolu Fayı (DAF), Ege Graben Sistemi ve Güneydoğu Anadolu Bindirme Kuşağı gibi aktif fay ve fay zonları boyunca yoğunlaşmaktadır [3]. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya bölgeleri, heyelanların daha az görüldüğü bölgelerimizdir. (Şekil 3, Şekil 4). Meydana gelen heyelanlar, olası tetikleyici faktörlerle de uyumlu olarak değerlendirilmektedir (Şekil 5).

Şekil 3: Heyelan Noktasal Dağılım Haritası. [3]

 Şekil 4: Heyelan Noktasal Yoğunluk Haritası [3] ve MTA Diri Fay Haritası.[4]

 

 Şekil 5: Thornthwaite’a göre Türkiye İklimi (D.M.I. Klimatoloji ve Araştırma Şb. Md., 2006)

Doğu Karadeniz Bölgesindeki heyelanların genel olarak, Eosen ve Kretase yaşlı volkanitler ve sedimanter kayaçlardan oluşan birimlerde, Orta ve Batı Karadeniz Bölgesinde ise Kratese ve Eosen yaşlı flişlerde meydana geldiği; aynı bölgede, Prekambriyen Granitoyidler, Ordovisyen kırıntılılar ya da Alt-Orta Miyosen volkaniklerinde heyelan olaylarının fazla gelişmediği görülmektedir (Şekil 6a ve 6b).

Şekil 6: (a) Karadeniz bölgesindeki heyelanlı yerleşim birimlerinin, 1/500.000 ölçekli Türkiye jeoloji haritası [1] (MTA’dan sadeleştirilmiştir.) üzerinde gösterilmesi ve  (b) formasyonlara göre dağılım grafiği. (A. DEMİR, O. GÖKÇE, A. IŞIK, H. G. İLGEN 2008)

Heyelan afeti için yapılan değerlendirmede tüm illerin heyelandan belirli derecelerde etkilendiği görülmektedir. İller heyelan olay sayısına göre tek tek incelendiğinde; en az 3, en fazla 1123 heyelan olayı ile karşılaşıldığı tespit edilmiştir. Sırasıyla en çok heyelan olayı gözlenen iller; Trabzon (1123), Rize (1049), Kastamonu (613) ve Erzurum (573)’dur. En az heyelan olayı gözlenen iller; Kırklareli (3), Mardin (4) ve Şanlıurfa (6)’dır. Toplam olay sayısı ise 1950-2008 yılları arasında, 13.494’dür. (Şekil 7) [3]

Şekil 7: Heyelan olay sayılarının illere göre dağılım haritası. [3]

Ülkemizde, olmuş/muhtemel heyelan olaylarından etkilenen/etkilenebilecek durumdaki toplam yapı sayısı 59.345’dir. Trabzon (4106) yapı ile heyelanlardan en çok zarar gören ilimizdir (Şekil 8) [3].

Şekil 8: Heyelandan etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayılarının illere göre dağılım haritası. [3]

Heyelan gözlenen yerleşim birimi sayısının en fazla olduğu ilimiz; Trabzon (337)’dur. Trabzon’u sırasıyla; Rize (286) ve Kastamonu (260) illeri izlemektedir [3].
Heyelanlı yerleşim birimi sayısının, il genelindeki toplam yerleşim birimi sayısına oranladığımızda; Rize (%77) yerleşim birimi etkilenme oranının en fazla olduğu ilimizdir. Rize’yi, Trabzon (%61) ve Artvin (%51) illeri takip etmektedir (Şekil 9a ve 9b).
Heyelandan etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayısının en fazla olduğu ilimiz; Trabzon (4106)’dur. Trabzon’u sırasıyla; Çorum (2529) ve Bingöl (2443) illeri izlemektedir[3].
Heyelandan etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayısının, il genelindeki toplam yapı sayısına oranladığımızda; Tunceli (%0 51) yapı etkilenme oranının en fazla olduğu ilimizdir. Tunceli’yi, Bingöl (%0 47) ve Gümüşhane (%0 35) illeri izlemektedir (Şekil 10a ve 10b).

Şekil 9: a) Heyelanlı Yerleşim Birimi Sayılarının İllere Göre Dağılımları ve b) Heyelanlı Yerleşim Birimi Etkilenme Oranlarını gösteren grafikler.

Şekil 10: a) Heyelandan Etkilenen Yapı Sayılarının İllere Göre Dağılımları ve b) Yapıların Heyelandan Etkilenme Oranlarını gösteren grafikler.

İlçeler bazında yapılan değerlendirmeler sonucu 922 ilçenin (2008 yılına göre) 679’ unda, başka bir ifadeyle bütün ilçelerimizin % 73,6’sında heyelan olayları meydana gelmiştir. Bartın-Ulus (310), Trabzon-Maçka (238), Rize-Çayeli (213), Rize-Merkez (208) ve Karabük-Yenice (189) ilçeleri en fazla heyelan olayı gözlenen ilçelerdir (Şekil 11) [3].

 

Şekil 11: Heyelan olay sayılarının ilçelere göre dağılımı. [3]

İlçelere göre heyelanlardan etkilenen/etkilenebilecek yapı sayısı dikkate alındığında, en fazla heyelan zararına uğrayan ilçe Karabük-Yenice’dir (1388). Bu ilçemizi Malatya-Hekimhan (1345), Bursa-İnegöl (1319), Muş-Merkez (1192) ve Bartın-Ulus (1160) takip etmektedir (Şekil 12) [3].

 

Şekil 12: Heyelandan etkilenen yapı sayılarının ilçelere göre dağılımı. [3]

Heyelan olay sayıları ile heyelandan etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayılarının, yıllara göre dağılımlarıyla ilgili genel bir değerlendirme yapıldığında;
Heyelan olayları en fazla 1998 yılında meydana gelmiş olup, 1998 yılını ise sırasıyla; 1990 ve 1989 yılları takip etmektedir. Heyelanların en az meydana geldiği yıllar ise sırasıyla; 1951, 1954 ve 1953’tür.
Heyelandan etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayısının en fazla olduğu yıl 1968 yılıdır. 1968 yılını sırasıyla; 1969 ve 1989 yılları izlemektedir. Heyelandan etkilenen/etkilenebilecek durumdaki yapı sayısının en az olduğu yıllar, sırasıyla; 1951, 1954 ve 1953 yıllarıdır (Şekil 13).
Ayrıca, 1983 yılında kabul edilen 2805 sayılı kanun kapsamında, ülke genelinde yapılan Tarama Etütleri çerçevesinde, önceki yıllarda yapılan etütler sonucunda düzenlenen raporların denetimi yapılmıştır. Bu nedenle, Şekil 13’teki grafiklerde, 1983 yılına ait değerler dikkate alınmamalıdır.

Şekil 13: Heyelan olay sayısı [3] ile etkilenen/etkilenebilecek yapı sayısının yıllara göre dağılım grafikleri.

 

4. KAYNAKLAR:


[1] Akbaş, B., ve diğerleri, 1/500.000 ölçekli, Türkiye Jeoloji Haritası, MTA Genel Müdürlüğü Yayını. Ankara.
[2] Demir, A., 2011. Afetlerin Jeolojik Etüdü ve Raporlanması, Ankara (Basılmamış)
[3] Gökçe, O., Özden, Ş. ve Demir, A., 2008. Türkiye’de Afetlerin Mekânsal ve İstatistiksel Dağılımı Afet Bilgileri Envanteri, Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara
[4] Ö. Emre, ve diğerleri, 2013, 1/1.125.000 Ölçekli Türkiye Diri Fay Haritası, MTA Genel Müdürlüğü Özel Yayınlar Serisi, Ankara.

[5] Duman, T.Y., T. Çan ve Ö. Emre, 2011, 1/1.500.000 Türkiye Heyelan Envanteri Haritası, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Özel Yayınlar Serisi -27, Ankara, Türkiye. ISBN:978-605-4075-85-3.